Çocukluk Bir kere Yaşanır (Anne-Babalar ! “Lütfen Bu yazıyı Okuyun”)

sponsor reklam

Evet Çocuklarımız bizim için çok önemli.

Evet Anne-Baba olarak çocukalrımızı çok seviyoruz.

Evet onlar için har şeyi yapıyoruz ve yapacağız da.

Peki ama onları mutlu edebiliyormuyuz.

Peki ama onlara gerektiği gibi çocukluklarını yaşatabiliyormuyuz.

Onları daha küçük yaşta bir yarışma bir sınav kavgası içine sokuyor,çocukluklarını ellerinden aldığınızın farkındamısınız.

Ben Doğan Cüceloğlu’nun  aşağıdaki yazısını okuduktan sonra kendimi bir Anne olarak çok kötü hissettim.Ben daha önce yaşattığım bu sıkıntılar için çocuğumdan özür diliyorum.

Bu yazıyı yazmaktaki sebebim ne olur kendinizi çocuklarınızın yerine koyabilmeyi öğrenip,onları anlamayı ve onların yaşlarına göre çocukluklarını yaşamalarını sağlayın.Ondan sonra zaten her şey sizin istediğiniz gibi olacaktır.

çocuk

 

 

 

 

 

Çocukluk Bir Kere Yaşanır!

 

Çocukluk bir kere yaşanır. Her İnsanın Anavatanı Çocukluğudur. Türkiye’nin en önemli konularından biri, bana göre en önemlisi, çocuklarımızın yetiştiği ortamların bilinçli ve sağlıklı olmasıdır. Bir ailede çocukların yüzü gülüyorsa bilin ki o aile bilinçli ve sağlıklı bir ailedir.

Anaokulu aileyi tamamlar, okul ile aile arasında geçiş sürecinde yer alır, çocuğun kişiliğinin oluşup gelişmesinde çok önemli bir yeri vardır. Gülben Ergen, “Türkiye’nin her köyünde bir anaokulu olsun,” diyor. Türkiye’nin çocuklarının mutlu olmasına gönül vermiş, içi dışı güzel bir insan. Onun öncülüğünde Çocuklar Gülsün Diye programı başarılı projelere imza atıyor. Alkışlıyorum ve “Çocuklar Gülsün Diye” sitesi için yazdığım yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Benim bilinçli okurlarımın bu program için ellerinden geleni yapacaklarından kuşkum yok.

 

 

Bir İnsanın Anavatanı Çocukluğudur

Bir gün seminere başlamadan önce kısa boylu güler yüzlü birisi geldi, Hocam elinizi öpmek istiyorum, dedi. Ben el öptürmekten pek hoşlanmadığım için, yanaktan öpüşelim, dedim, öpüştük. Aramızda şöyle bir konuşma yer aldı:

– Hayrola, neden elimi öpmek istedin?

– Hocam, üç yıl önce sizin bir seminerinizi katıldım. Hayatım değişti. O seminerden sonra daha mutlu bir ailem var ve size teşekkür etmek istiyorum; onun için elinizi öpmek istedim.

– Ne oldu, nasıl oldu?

– Üç yıl önce şirketimizin organize ettiği iki günlük bir seminerde bizimle beraberdiniz. O seminerin bitişine doğru dediniz ki, “Bir insanın anavatanı çocukluğudur. Çocukluğunu doya doya yaşayamamış bir insanın mutlu olması çok zordur. Bir annenin, bir babanın en önemli görevi, çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır.”

Bir süre sustu, bir şey hatırlamak ister gibi düşündü, sonra konuşmaya devam etti:

– Hatta daha da ilerisi için söylediniz; dediniz ki, “Bir ulusun en önemli görevi çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır.” Ben bir baba olarak sizi duyduğum zaman kendi kendime düşündüm: Ben bir baba olarak çocuğumun çocukluğunu doya doya yaşamasına fırsatlar yaratıyor muyum? Böyle bir sorunun o zamana kadar hiç aklıma gelmediğini fark ettim. Ben ne yapıyorum, diye düşündüm. Benim yaptığım sanırım birçok babanın yaptığının aynısıydı. Dokuz yaşındaki oğlum ben işten eve gelince beni görmemeye, benden kaçmaya çalışıyordu. Neden kaçmaya çalışıyordu, biliyor musunuz, Hocam?

– Hayır, neden?

– Çünkü onu görünce hemen şu soruyu soruyordum. “Oğlum bugün ödevini yaptın mı?” Tuhaf tuhaf bakıyor, gözünü kaçırıyor, daha da sıkıştırınca, hayır anlamına gelen, “cık” sesini çıkarıyordu. Kızıyordum, söyleniyordum, “Niye yapmıyorsun ödevini!” diyordum. Aramızda sürekli tartışmalar, sürtüşmeler oluşuyordu. Tabii bunun sonucunda bütün aile huzursuz oluyordu.

Burada biraz sustu, soluklandı. Sanki hatırlamak istemediği anılar vardı; onların üstesinden gelmeye çalışıyordu. Sonra konuşmaya devam etti:

– Ben sizin seminerinizden çıktıktan sonra düşünmeye başladım. “Ben ne biçim babayım,” diye kendime sordum. Seminer için geldiğim İstanbul’dan çalışma yerim olan Kayseri’ye gidinceye kadar düşündüm; otobüste bütün gece düşündüm ve sonra kendi kendime dedim ki, eşimle konuşayım, biz birlikte bir karar alalım. Diyelim ki bu çocuk isterse beş yıl sınıfta kalsın, ama doya doya çocukluğunu yaşasın.

– Radikal bir karar!

– Evet, uçta bir karar, ama bu karar içime çok iyi geldi, Hocam. Gerginliğim, üzüntüm gitti, içim rahat etti. Ben eve gelince eşime dedim ki, hadi gel otur, konuşalım. Yemekten sonra oturduk konuştuk, çocuklar yattı biz konuşmaya devam ettik. Seminerde anlatılanları aktardım, böyle böyle böyle diye izah ettim ona ve en nihayet dedim ki, ya benim gönlümden ne geçiyor sana söyleyeyim. Bizim oğlumuz var ya bizim oğlumuz, o isterse beş yıl sınıfta kalsın, ama çocukluğunu yaşasın! Şimdiye kadar onun çocukluğunu yaşamasıyla ile ilgili pek bir çaba göstermedik, bir bilinç göstermedik, oluruna bıraktık. Gel şimdi değiştirelim bunu.

– Eşiniz ne dedi?

– Hocam biliyor musun ne oldu?

– Ne oldu?

– Karım hayretle bana baktı ve dedi ki, “Bu ne biçim seminer be! Kim bu adam? Öyle şey mi olur; yok bizim ki çocukluğunu yaşayacakmış! Bizim çocuk çocukluğunu yaşarken öbürküler sınıflarını geçecek ilerleyecek! Öyle şey olmaz.”

– Anlıyorum; anne olarak çocuğunun geride kalmasını istemiyor, kaygılanıyor!

– Fakat hocam ben pes etmedim, bırakmadım, mücadeleye devam ettim. Her gün, her akşam gece yarılarına kadar karımla konuştum. Üç gecenin sonunda bana, peki ne halin varsa gör, dedi.

– Pes etti, yani. Peki, sen ne yaptın?

– İşte onu dediği günün sabahı eşofmanımı, ayakkabımı şöyle kapının yanına bıraktım işe gittim; işten dönünce oğlumun gözüne baktım ve dedim ki, oğlum bugün doya doya oynadın mı? Bana hayretle baktı ve “Hayır!” anlamına gelen “cıkk” dedi. O zaman, hadi gel beraber aşağıya ineceğiz, oynayacağız, dedim. Eşofmanımı giydim, ayakkabımı giydim, onunla beraber sokağa çıktık. Pencereden arkadaşları bakıyorlarmış, onlar da sokağa çıktılar; birlikte sokakta oyun oynadık. Akşam saat altıdan sekiz buçuğa kadar sokaktaydık. Eve gelince toz toprak içindeyiz, beraber banyoya girdik, duş yaptık. Havluyla kuruladım, çok mutluyduk ve o günden sonra işten dönünce her gün onunla oynamaya başladım. Her gün, her gün, her gün oynadım. Yedi gün sekiz gün sonraydı galiba, bir gün banyodan çıkarken onu kuruluyorum havluyla, kolumu tuttu, bana döndü ve dedi ki, baba ya, ben seni çok seviyorum. Hocam nefesim durdu, gözüm yaşardı, konuşamadım. Çünkü farkına vardım ki, şimdiye kadar sevdiğini hiç söylememişti. Düşündüm, şimdiye kadar hiç söylemediğinin farkında değildim; belki ömür boyu söylemeyecekti. “Ne büyük tehlike!” diye düşündüm. Ömür boyu onun bana bu cümleyi söylemediğinin farkında olmayacaktım.

– Demek farkına vardın, seni kutlarım. Senin farkına vardığın bu durum birçok anne ve babanın farkında olmadığı gizil, örtük ama önemli bir tehlike!

– İçimde bir şükür duygusu, havluyla çocuğumu kuruladım ve giydirdim ve artık her gün oyun oynamaya devam ettik. Zaman geçti, iki hafta sonra okul, öğretmen veli buluşması için okula davet etti. Daha önceki veli buluşmalarında öğretmen, “Sizin oğlunuz akıllı bir çocuk, ama ödevleri kargacık burgacık yazıyor, dikkat etmiyor. Sınıfta arkadaşlarını rahatsız ediyor, onları itiyor kakıyor, lütfen onunla konuşun. Ödevlerine ilgi gösterin, sınıfta arkadaşlarını rahatsız etmesin. Ödevlerini doğru dürüst yapsın,” demişti. O nedenle öğretmen buluşmasına gitmekten çekiniyordum. Bu davet gelince ben eşime dedim ki, hadi okuldaki buluşmaya beraber gidelim! Yok, dedi, sen tek başına gideceksin, ben gelmeyeceğim.

– Eşiniz gelmek istemedi!

– Hayır istemedi. Ya beraber gidelim, diye ısrar ettim hayır hayır sen yalnız gideceksin dedi. Ben yalnız gittim ve diğer veliler geldikçe sıra bende olduğu halde sıranın arkasına geçtim, sıranın arkasına geçtim ki başka kimse olmadan öğretmenle konuşayım, diye. Mahcup olacağımı düşünüyordum. Her şeyin daha kötüye gittiğini düşünüyordum. En nihayet bütün veliler öğretmenle konuşmalarını bitirip gittiler. Sıra bende! Öğretmenin karşısına geçtim, bana baktı gülümsedi, siz ne yaptınız bu çocuğa, dedi. Hiç cevap vermedim, önüme baktım. Lütfen söyleyin ne yaptınız bu çocuğa, dedi. “Çok mu kötü hocam?” diye sordum. Gülümsedi, hayır, kötü değil, dedi. “Artık sınıfta arkadaşlarını hiç rahatsız etmiyor, ödevleri iyileşti, tam istediğim öğrenci oldu. Ne yaptınız bu çocuğa siz?”

– Herhalde bir baba olarak çok mutlu oldunuz?

– Hocam biliyor musunuz öğretmenin karşısında ağlamaya başladım. İnanamıyordum kulağıma, içimden, vay evladım, biz sana ne yaptık şimdiye kadar, duygusu vardı. Eve geldim, karım yüzüme baktı, gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı. “O kadar mı kötü?” diye sordu. Ona da cevap veremedim Hocam, ona da cevap veremedim! Ağladım. Daha sonra anlattım. Hocam onun için sizin elinizi öpmek istedim, teşekkür ediyorum. Benim oğlumun ve onun küçüğü kızımın hayatını kurtardınız. Ailemin mutluluğu kurtuldu. Hakikaten bir insanın anavatanı çocukluğuymuş. Anavatanı mutlu olan bir çocuk çalışmasını, okulunu her şeyini bütün gücüyle yapar ve orada başarılı olurmuş.

“Gel seni yeniden kucaklayayım!” dedim. Kucaklaştık.

“Çocuklar Gülsün diye!” yaşayalım. Çünkü insanın anavatanı çocukluğudur. Çocuklar gülerek, oynayarak büyürse, sonunda büyükler güler. Büyükler mutlu olup gülümseyince tüm ülke, tüm insanlık güler. Çocukların gülmesine hizmet veren herkese selam olsun!

Doğan CÜCELOĞLU

Sizden istediğim mutlu,sağlıklı,başarılı ve huzurlu bir yaşam istiyorsak çocuklarımızı yetiştirirken onlara yazıda okuduğunuz yöntemleri uygulamaya çalışın.Başkaları ile yarış haline sokmayın.Önce onların mutlu yarınları için sevgi ve ilğinin önemli olduğunu unutmayın.

sponsor reklam
Benzer konular
Yorumlar
sponsor reklam
Dualar

Dilek Duası, Hacet Duası, Sınav Duası gibi dualara da yer veriliyor

Esmaül Hüsna

Esmaül Hüsna mücizeleri ve ne zaman ne kadar Esmaül Hüsna okuyacağınıza dair bilgilere yer veriliyor

Hadis-i Şerifler

Peygamber efendimiz (sav) sözlü ifadelerine yer veriliyor

Şifalı bitkiler

Hastalıklara alternatif çözümler getiren mucizevi şifalı bitkilere yer veriliyor

Hastalık

Hastalığınıza tıbbi çözümler ile yaklaşan bilimsel bilgilere yer veriliyor

İslami bilgiler

İslam dininde neyin nasıl olduğunu ve neyi nasıl yapacağınıza dair bilgilere yer veriliyor

Ramazan Ramazan-ı şerif ayınınher cuma günü Yâsin Sûresi okumanın sevabı

Peygamber Efendimiz(s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur. “Her kim Ramazan-ı şerif ayının her cumasında Yâsin SûresiR...

Şaban Ayı’nın 27’nci gecesi kılınacak 4 rekat Namaz

Şaban ayınıın 27 nci gecesi; Bu mübarekayın 27 nci gecesi de raceb-i şerif ve Ramazan-ı şeriin 27 nci geceleri gibi ihyası müstehab olan gec...

Şaban Ayı’nın 27 ‘nci Gecesi Kılınacak Namaz(Teşekkür Namazı)

Şaban’ın 27.gecesi,akşam ile yatsı arasında iki rekat teşekkür namazı kılınır.Zammı sure olarak. ne istenirse o okunur. Namaza Niyet: “Ya Ra...

Ramazan ayında “MUKABELE” Mukabele Nedir? Nasıl Yapılır?

Mukabele ne demektir ve ne zaman yapılmalı? Ramazan ayının gelmesi ile beraber merak edilen konulardan biri Mukabele ne demektir?.Ramazan ay...

Ne dilerseniz olduran Dua Vird-i Settar

GİZLİ HAZİNE VİRDİ-İ SETTAR (Seyyid Yahya Şirvaninin ilham ile yazmış olduğu bu evrad’ın faziletleri ehlullah tarafndan tecrübe ile ta...

Ne Muradın Varsa Yerine Gelmesi İçin Yâsîn ve Tebarake Surelerinin Okunması

Cübbeli Ahmet hoca bir video sohbetinde evliyaullahın bir çok kez denediği ve tecrübe ettiği Yasin ve tebareke  süreleri ile okunan bir dua ...

Davud (a.s)’ın musibetlerin engellenmesi için okuduğu Dua

Dâvûd aleyhisselam’ın musibete uğramamak ve hayırlara kavuşmak için sabah ve akşam okuduğu dua; İmâm-ı Ahmed ibni Hanbel(Rahimehullah)...

Şâban Ayının Fazileti

Resûlullah Efendimiz(s.a.v) Hz. Âişe(r.anhâ) Vâlidemize; ” Bana en sevimli olan oruç,Şaban ayındakidir.Yâ Âişe! O öyle bir aydır ki,se...

Dört Büyük Halifenin Salatü Selam Duası

  Dört büyük halifenin salatü selam duası. (Bismillâhirrahmanirrahim, Allahumme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin fil evveline v...

Aleyhte olan şeyi Lehine çevirmek için ” Cesaretli olmak ” için dua

Bu dua tertibini okuyan kimse kuvvetli ve cesaretli olur,kendi veya  her hangi bir yakını hakkında aleyhinde olan bir şeyi lehine çevirmesin...

Dua1
Bu duayı (41) defa okuyanın haceti kabul olur

“Ahmet Ziyâeddin Gümüşhânevi hazretleri buyuruyor ki: “Muyiddin-i  Arabî hazretlerine ait aşağıdaki duayı(41) defa okuyup haceti...

esmaül Hüsna
İsminizin ebced değeri ..İsminize bakan esma nasıl bulunur?

Esmaül Hüsna’dan her biri başka bir isme bakar.Dolayısıyla siz de kendisiminize bakan esmayı tesbit edip her gün çıkan miktarı  okuyun...

dua budur
Çok kıymetli bir dua her türlü istek için”Çok tesirli bir duadır”

Aşağıdaki Ayet-i  kerimenin  faydaları Hastalıkların tedavisinde. Dert ve sıkıntılardan kurtulmak. Hapisten kurtulmakta.  Borç ödemekte çok ...

fetih1
Her hangi Bir Dilek İçin Fetih Suresini Okumak( 7 günde 41 defa okuma usulü)

        Sıkıntılarınızdan kurtulmak,her hangi bir dileğinize kavuşmak için Fetih suresi çok makbul olan ve denenmiş bir ...

dar
Bekarlar için “evlilik duası”

Hayırlı bir evlilik yapmak isteyen bekar kardeşlerim cuma ezanı vakti (1062) kere “Ya Bais Celle Celalühü” ismi şerifini okuyup,...

dar
Sınavlarda Başarılı Olmak İçin Dualar(Nihat Hatipoğlu)

   DUA : “Bismillahirrahmanirrahim.Ya Hayyu,Ya Kayyum,Birahmetike estegisu” “Allahım! Hayy ve Kayyum isminle ve rahme...

dar
Çok kuvvetli ve makbul olan hacet duası

  Akşam namazını kıldıktan sonra (40) defa okunan aşağıdaki dua kabule şayan bir duadır.Çabuk kabul olması için,3 gün yada 7 gün arka a...

halim
“EL-HALİM” zikri ve faydaları(ümidini yitirenler)

EL-HALİM: Yarattıklarına son derece yumuşak muamele eden,Affı,bağışlaması ve musamahası sınırsız ve kullarına daima hoşgörülü davranan. Affı...

İnşirah Suresi ve faziletleri(içi daralanlar,selamete çıkmak isteyenler,dileği olanlar)

İnşirah Suresi: Bismillahirrahmanirrahim. “Elem neşrahleke sadrak.Ve veda’na anke vizrak ellezi engada zahrak.Ve refa’na l...

Kırk yıllık Büyüyü Bozan Dua Tertibi

Üzerinde büyü olduğunu bilen yada anlayan kimse bir sabah vaktinde kalkar bir akarsudan banyo yapacak  ve içecek kadar su alır.Sonra aşağıda...